Site Rengi

DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 29°C
Parçalı Bulutlu
Hatay
29°C
Parçalı Bulutlu
Pts 29°C
Sal 27°C
Çar 28°C
Per 26°C

HATAYLI CUMHURBAŞKANI NEDEN OLMASIN?

09.06.2021
168
A+
A-

ÇARŞAMBA KONUŞMALARINDA BU HAFTA KONUĞUMUZ GASTRONOMİ EVİ MÜDÜRÜ İPEK ASLAN. KENDİSİ İLE HATAY’A VE ZENGİNLİKLERİNE DAİR GÜZEL BİR SOHBET GERÇEKLEŞTİRDİK.
KONUŞMAK ÜZERE…

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: İpek Aslan kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
İPEK ASLAN:
Ne anlatayım, kendimi anlatayım. Ben İpek, 1985 Antakya doğumluyum. Çukurova Üniversitesi Ekonomi bölümü mezunuyum. Mezun olduktan sonra Sabancı’da staj yaptım, staj döneminde İngilizceyi akıcı hale getirmem gerektiğini düşündüm ve Amerika’ya gittim. Amerika’da dil okuluna gittiğimde aynı zamanda günde 8 saat hatta overtime( 8 saatin üzerine çıkmak) ile 10 saat bir petrol istasyonunda kasada çalıştım. Orayı öğrenmem zor bir süreçti, cam sildim, tezgâh sildim, İngilizceyi 15 gün öğrendim sonra kasaya geçtim.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Halka karışarak dil öğrendin yani…
İPEK ASLAN:
Evet, halka karışmadan, halk dilini öğrenmeden İngilizceyi öğrenmek mümkün değil. Türkiye’de okullarda öğretilen İngilizcenin yurtdışında bir karşılığı yok. Ortaokul ve liseyi kolejde okudum, yurt dışına gittiğimde İngilizce biliyorum diye gittim, hiç alakası yokmuş. Yurtdışından dönerken iş başvurusu yapmaya başladım. Niye dönmek istedim çünkü aile mefhumu çok ağır bende
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Amerika’ya gittiğinde kaç yaşındaydınız?
İPEK ASLAN:
26 yaşındaydım.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Dil için gittiniz…
İPEK ASLAN:
Tamamen dil için gittim, kafamda da acaba, Amerika olur mu diye düşündüm ama bizden farklı olan kültürel yaşamı bana çok uzak geldi. Çünkü şimdiki dönemin gençliği ile o dönemin gençliği aynı değildi. Dolayısıyla müthiş bir kültürel değişim yaşadım, çok zor adapte oldum onlara. Şimdiki sosyal medyanın gücüyle gençler olaylara daha hakim, nerede ne var, nereye gidilir, ne yapılır? Tabiki ailemin çok büyük desteği vardı, yönünüzü batıya dönün kendinizi geliştirin diye, küçük kardeşim 16 yaşında Kanada’ya gitti, liseyi orada okudu sonra Polonya’ya geçti, Tıp okudu şimdi ise Malta’da doktor olarak çalışıyor. Yani bizden sonraki nesil “Z” kuşağı daha şanslı.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Cüretkâr bir adım gibi geliyor 26 yaşındasın, kıta değiştiriyorsun…
İPEK ASLAN:
Ve tek başıma… Çok şey kattı hayatıma, keşke üniversite okurken orada olsaydım belki de farklı bir yön çizebilirdim ama üniversiteden sonra gidince ailevi duygularım çok ağır bastı. Tipik bir aileciyim. Dönerken Ankara’da Doğulu Holding’e geldim. Orada silo sistemlerinin pazarlamasını yaptık. Hatay’a dönünce özel bir hastane açılıyordu, oraya çağırıldım açılışından 4 ay önce başladım. 6,5 yıl Kurumsal Pazarlama, Halkla İlişkiler, İletişim bölümünde çalıştım. Sonrada buraya geldim, Gastronomi alanına giriş yaptım.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Özel hastane deneyiminden sonra Gastronomi evi oldu. Burası ile yolunuz nasıl kesişti?
İPEK ASLAN:
Her şeyin temelinde siz iyi bir doktor olabilirsiniz ama iyi bir iletişimci değilseniz asla işler yolunda gidemez. Niye bunu söylüyorum? Ben bundan önce filtrede sattım, ban sorsanız hangisi yağ filtresi hangisi araba filtresi hiç bilmem ama 8 ay içinde çok iyi satış grafiğim oldu. İyi bir satışçıyımdır, iyi iletişim kuruyorum, insanları anlayabiliyorum, insan tahlili yapabiliyorum. Nasıl geliştiğini sorarsanız, çok eğitime gittim. Bir sene öncesine kadar, yoğun Gastronomi sürecine girmeden önce günübirlik İstanbul’a gidip 2 saatlik iletişim eğitimine katılıp dönmüşlüğüm var. Güncel iletişim tekniklerini yakalamamız gerekir çünkü her zaman şiddetle karşı çıktığım “kol kola durmayın kendinizi kapatıyorsunuz” , “elini sağa götürdüğünde yalan söylüyorsun” , “ çok göz kırparsan temas kuramıyorsun” vs… o kadar gerçeklikten uzak kelimeler ki, insanları kandırıyorlar bence.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Buna inanan var mı peki?
İPEK ASLAN:
Ben beden dilini çok kullanan biriyimdir, kendimi öyle rahat hissediyorum bu benim samimiyetsiz olduğumun göstergesi olabilir mi? Mümkünatı yok.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Literatürde böyle mi geçiyormuş?
İPEK ASLAN:
Böyle geçiyor ve bazen iletişim halindeyken kollarımı kapattığımda “ Aaa… İletişimi kapattınız bana…” hâlbuki elimi nereye koyacağımı bilememişimdir konuşurken. Yani birileri bir şey üretmiş, öylede devam etmiş. Hâlbuki tam tersi o an modunda değilsindir, elin kolun omzuna gitmiştir çünkü boynun ağrıyordur. Bu benin yalan söylediğim anlamına mı gelir? Hiç alakası yok. Bana sorsalar “doğru iletişim nedir” diye? Çok klişe bu aslında ama doğru iletişim tamamen o insanın yerine kendini koymak ve güler yüz. Bunları kurduğun zaman iletişimde %80 yol alıyorsun zaten. Ama biz millet olarak gülmeyi çok sevmiyoruz, ketum olmak, sert durmak daha makbul zannediliyor.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Bence bundan hoşlanan yoktur da niyeyse hep alkışlanır bu tavır, doğru diyorsunuz.
İPEK ASLAN:
Kesinlikle, sert duruşlar, kaşlar gözler kalkıyor vs. hâlbuki hiç sempatik bir durum değil tam tersi itici oluyor. İnsanların yerine kendimi koymayı çok seviyorum.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Empati ve Güleryüz iki sihirli sözcük, doğru mu anladım?
İPEK ASLAN:
Kesinlikle yoksa ben filtreden sonra sağlık satabilir miyim? Sağlığı bile sattık biz,tabii kimecazi anlamda söyledim. İşin temeli doğru iletişim
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Doğru iletişime inanan bir İpek Hanım duruyor karşımda.
İPEK ASLAN:
Kesinlikle
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Peki Gastronomi Evi için teklif nasıl geldi?
İPEK ASLAN:
Yoğun bir sivil hayatım var benim, Birleşmiş Milletler Kadın Biriminin üyesiyim. Onların bütün siyaset eğitimlerine gidiyorum. Aynı zamanda Boğaziçi üniversitesi Siyaset Okulu mezunuyum. Hala mezunlar buluşması ile bize eğitimlere devam ediyorlar. Aynı zamanda SlowFood Antakya üyesiyim, Hatay İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneğinin üyesiyim ve Hatay Kent Konseyi Gençlik Meclisi Başkan Yardımcısıyım.Yoğun bir sivil hayat aslında benim geldiğim bu süreçteki karakterimin oturmasına müthiş etki etti. Bu ne demek? Kendini bilen, özgüvenli ve her dönemde araştırmayı hayatın merkezine alan bir durum yarattı bende.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: yaşam boyu öğrenme bir nevi…
İPEK ASLAN:
Evet, biri gelip bana ya bu nedir dediğinde o an “aa bilgim yok”diyip arkamı döndüğümde Google a baktığımı biliyorum. Bu benim yapım ama bunlar zamanla bu hale geldi. O sivil toplum kuruluşlarındaki gönüllülük esasına dayalı çalışma sana bu vicdanı da yüklüyor. Birilerinin hayatına dokunmak, yeniliği yaratmak… o yüzden bana sorarsanız bu hayatta en güzel yaptığım şey sivil toplum hayatında yoğun vakit geçirmek derim. Çünkü hepimiz birilerinin hayatına dokunmadan yol alamayız. İyilik zinciri böyle oluşuyor ortalıkta polyanna, ‘şeker kız candy’ gibi dolaşarak değil. Bir siyasi parti üyeliğim var ama örgütsel yapının çalışma sistemini çok doğru bulmadığım için ama bir yandan da siyaseti çok sevdiğim için burada da aslında siyaset pis bir şey algısını silmek istiyorum. Siyaset pis bir şey değil, bir meslek pis ise onu insanlar kirletiyor. Siyaset iyi bir şey ama görev mesela ben Gastronomi Evinin müdürlüğünü yaparken maaşımı alıyorum, siyasette öyle her siyasetçi maaş alıyor. Sonuçta bir meslek ve çok fazla şahsileştirmemek, yaşam tarzı haline getirmemek lazım. Yoksa siyaset güzel bir şey şu an hayatın nabzı, hayatın gidişi ucundan da siyasette yol almak için uğraşırım ama benim olmazsa olmazım değil. Bir takım değerlerimden taviz vermek istemiyorum o yüzden de olmazsa olmazım olduğu için daha rahat davranıyor olabilirim. Söylemlerim bazen sivri kaçıyor ama doğru düşündüğümden caymak istemiyorum. O yüzden de bana diyorlar ki siyaset nedir? Yuvarlama sanatıdır diyorum. Sana bir şey sorduklarında yuvarlayacaksın, asla asla net bir şey söyleme yuvarlama sanatı diyorum.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: bu faaliyetlerden sonra mı Gastronomi evinin dikkati size çekildi, transferiniz gerçekleşti?
İPEK ASLAN:
Evet, Sayın Prof. Dr. Nazan Savaş, insanlar bazen hayatlarında akıl hocasına ihtiyaç duyarlar biz onunla çok önceden birbirimizi biliyorduk ama 2 senedir sağ olsun buranın fahri danışmanlığını yapıyor. Kendisini kendime akıl hocası olarak seçmiş bulunmaktayım. Çünkü Hatay gibi hassas bir coğrafyada, siyasi konjonktürün çok dalgalı olduğu bir yerde hata yapma olasılığınız yüksek olabilir. Bu hataları minimize edip doğru adım atmamı sağlar. Nazan hanım beni yoğun sivil hayatımdan beni biliyordu. Dolayısıyla daha sonra Gastronomi Evine beni önermişler o da ”aa… İpek neden olmasın? deyip sağ olsun 10 dk. lık bir görüşme sonrası burası bizim göz bebeğimiz, sana emanet ediyoruz dedi. 2 seneyi aşkın bir süredir onlarla yol alıyorum. Bunu söylemem gerekir daha önceki mesleklerimde de öyle yöneticilerle çalıştım ama hiç hakkını yiyemeyeceğim bir şekilde ben hep teşekkürü borç bilirim. Emeği emeğe, hakkı hakkına veren bir yöneticiyle yani sayın başkanımız ve eşiyle çalışıyorum. Bu benim için çok önemli, emeğinin fark edilmesi, emeğinin değer görmesi çok önemli. Önceki işyerlerimde bunu görüyor muydum? Bence yeterli değildi en azından başkan beyin söylemlerinde ve hal ve hareketlerindeki değer ve emeğe karşı gösterdikleri özen çok kıymetli. Ben kendilerine teşekkür ediyorum iyi ki onlarla yol alıyorum ve bundan gurur duyuyorum.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Antakya da gastronomi meselesi… Yıllardır yemekleri çok güzel biliriz hatta üniversiteye gittiğimizde buraya dair en çok neyi özleriz? Yemeklerini özleriz, üniversite dönüşü en az bir kere yapmışsındır otobüsten inip eve gitmeden önce buranın yemeklerden döneri künefe yiyip sonra eve gidilirdi. Ben şeyi merak ediyorum ne ara Hatay da buranın Gastronomi şehri olduğu fark edildi? Bunun pazarlanması sonra Gastronomi evi kurma fikri vs. bu süreç nasıl oldu? Kim başlattı bunu? Kim fark etti?
İPEK ASLAN:
Bu süreci tabi ki Lütfü Savaş Başkan başlattı
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Hangi tarihte başlattı?
İPEK ASLAN:
2017 yılında sayın başkanımızın girişimleriyle, yaklaşık 5 yıllık sürenin sonunda Gastronomi şehri ilan ediliyor ve ondan sonra halat kopuyor. Nasıl kopuyor? Artık dünyada 5 yıldızlı otel turizmi bitti, artık devir gastronomi turizmi. Yani Google giriyorsun ben Hatay’a gittiğimde ne yemeliyim en üstte bu soru çıkıyor karşımıza, nereyi gezeyim değil ne yemeliyim? Çünkü yeme, içme asla ve asla sadece karın doyurma değildir, bir sanattır artık. Onu sunma şekli, içindeki baharatlar hepsi bir kültüre dokunuyor. Hatay gibi 13 medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehirde her kesiminfarklı yemek kültürleri var. Bizi biz yapan ne? Bu sofrada o dinlerin aynı yemeği farklı yapılışlarıyla masaya koyduktan sonra hep beraber oturup yemeleri. İşte buradan medeniyet doğuyor. Çünkü bazısı diyor ki ben onu koymam, kimisi diyor ki hayır ben o baharatı koymam, öbürü diyor ki hayır bu salçayı böyle koy yani yemekler % 60 aynı malzeme, %40 ı artık yorumlamaya geçiyor. Kimisi oruğu kuyruk yağıyla yapar, cevizsiz yapar biz bilmeyiz, kimisi hayır cevizsiz oruk oruk değildir der dışına da maş biberi koyar. Bunların hepsi çok güzel kültürler birleşimidir. İşte sayın başkanımız Lütfü Savaş da demiş ki bu kültürü dünyaya taşımamız lazım. Gerçekten bu bir medeniyet. Gaziantep te sadece etlerden oluşuyor menü. Ama bizde bir meze bir ara sıcak kültürü var ki, onlarla doyarsın onlar başlı başına bir yemektir.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI. Evet, yemek gelene kadar doymuş oluyorsun.
İPEK ASLAN:
Aynen öyle, bu sürece giriyor ve sayın başkanımız diyor ki 2019 yılında Gastronomi evi kurayım diyor hatta bunu söylemlerinde mikrofonda söylüyor 8-9 ay daire başkanlarına bitirin dedim bitirmeyince Nazan hanım bu evi alıyor bütün iç tasarımlarını hazırlatıp Gastronomi evini kuruyor. Gastronomi evi asla bir yeme içme sanatı da değil aslında, içinde yaşadığımız Hatay’ın mobilyasını, mozaiğini, tarihini, zanaatını birleştirdiği bir ev haline getiriyor. Bir proje evi aslında.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Sadece yemek evi değil aslında
İPEK ASLAN:
Kesinlikle değil hatta geçen çok güzel bir şey söyledi aynı zamanda insanını yansıtıyor. Çünkü Google da yorumlara baktığımızda bizim için en güzel yorumlar genelde çok güler yüzlü personelleri var, insanı da böyle misafirperver diyor. Bir insan kapıdan içeri girdiğinde müze konseptli 200 yıllık tarihi bir konakta yemek yediğinde mest oluyor. Gastronomi evi Türkiye’de bir ilktir
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Tam da onu soracaktım, bir benzeri var mı diye?
İPEK ASLAN:
Yok aslında, Gaziantep mutfak sanatları merkezi sadece yeme-içme sanatıyla ilgilidir. Yemekle ilgili yarışmalar yapar, eski yemeklerin kazandırmasını sağlar ama Hatay Gastronomi Evi bir kültür – proje evi. Burada atölyeler, yemek yarışmaları, konserler, türlü tiyatro sahneleri bile kurmuşluğumuz var. Tüm izleri taşıyoruz, özel günler, özel değerler, 19 Mayıs, 23 Nisan asla atlamayız. O yüzden rol model oldu, Ankara’dan, Urfa’dan, Afyon’dan, Mersin’den, İzmir’den ekipler geldiler ve kendi şehirlerinde gastronomi evi kurmak için girişimlerde bulundular.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Örnek te olduk yani…
İPEK ASLAN:
Evet örnek olması hedefe ulaşıyor demek amacımız dünyada örnek olmak. Çünkü buradaki hiçbir şeyin emsali yok en önemli noktada burada bir teşekkürüm daha var burayı genç bir ekibe teslim ettiler. Çünkü genç ekip yeniliği, gelişmeleri takip eden daha dinamik bir yapıdır. Ekibimiz 31 kişiden oluşuyor, 31 kişide genç ve dinamik bir ekiptir, yaş ortalaması 30-40 yaş arasıdır, çok güzel bir değerdir. Aynı zamanda 31 kişiye istihdamdır burası ve en önemlisi tüm malzemeler yerel üreticilerden alınıyor ve yerel üretime destek oluyor. Ve biz bu ürün buradan alınmıştır diye tanıtımlarımızı yapıyoruz amacımız gerçekten Hatay halkı ve esnafıyla yan yana olmak. O yüzden bu ev çok değerli bir ev, hiç birimiz hele ki ben bir gastronomi uzmanı değilim, olamam sadece bu yolda kendini geliştirmeye çalışan bir kadınım.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: peki bu gastronomi meselesi dışında, sivil toplum hayatından, bir sürü derneğe, STK ya üyeliğinden bahsettin. CV nde gerçek anlamda kabarık. Orada ne tür çalışmalar yaptın? O kararı nasıl verdin? Orada olmalıyım, orada çalışmalıyım fikri nasıl doğdu? Bir de bunları konuşalım.
İPEK ASLAN:
Her işletmenin bir sosyal sorumluluk bilinci vardır, sadece KOÇ Grubu Koç değildir, onu var eden halka dokunmalı diyoruz. Aynı şey bireyler içinde geçerli, dünya adil değil, hepimiz bunu biliyoruz. Dünyayı adil kılmak için mutlaka el ele yardımlaşma ile birbirimize destek olmamız lazım ancak öyle düzlüğe çıkarız, bunda hepimiz hem fikiriz. STK larda çalışmak tamamen içten gelmeli, ben neden çalışmalıyım? Çünkü iyiliğin bulaşıcı olmasını istiyorum diyorsan bu kuruluşlarda çalışman lazım ama şuna çok net vurgu yapmam lazım ben STK larda çalışmaya başladığımda bakanlığın sivil toplum örgüt programı vardı. Ankara’ya bunların eğitimine gittim ve benim bu eğitimlerden çıkardığım tek bir cümle vardı “gönüllülük esaslı çalışmak asla hayırseverlik değildir” bu cümle benim için çok önemlidir. Hayırseverlik yapmayın gönüllü çalışın! Millete yaptığınız yardımla övünmeyin, ihtiyacı olan birine gerçekten hayatına dokundunuz mu? Bunu analiz edin demişlerdi o eğitimlerde. İşte o zaman bazı şeyler kafamda netleşti.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Çok güzel özetledin, gönüllü olmakla hayırsever olmak farklı şeyler, hayırseverlik diye böyle insanlara aslında üstten üstten iyilik yapıyormuş gibi girmemek lazım, doğru mu anladım?
İPEK ASLAN:
Evet çok doğru, millete yaptığımız yardımlarla asla övünmememiz lazım, ne yaptık biz? Siyasi parti üyeliğimizde bize bir proje vermişlerdi, parti okuluna gitmiştik. Hayatında hiç sinemaya gitmemiş olan gitmemiş olan çocukların ayağına sinema götürdük, film izlettik mısırlarını ellerine verdik, 500 çocuk film izledi. Müthiş bir duygu benim için çünkü kadın ve çocuğa dokunursan daha da rahatlarsın bu ülkede zamanla. Maalesef ki kadın ve çocuk haklarının geldiği süreci biliyoruz, derin siyasete girip ortamı da bozmak istemem ama hiç tiyatro izlememiş kadınları köylerinden getirtip tiyatro izlettik, bir mesleği olmayan kadınlarımıza Düve Projesiyle meslek kazandırımı sağladık.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Bu fikirlerle girdin, yaptığın çalışmalarda ortada, devam ediyor mu bu süreç, yoksa ara mı verdin Gastronomi evi yüzünden?
İPEK ASLAN:
Gastronomi evindeki yoğun sürece girince tabi ki ister istemez bölündüm diyebilirim ama ara vermedim. Çünkü biri varken diğeri yok diye bir şey değildir gönüllülük esası beraberinde gider. Bu artık İpek’in misyonu olduğu için devam ediyorum elimden geldiğince. Aslında aynı sosyal sorumluluğu burada da yürütüyoruz. İnanılmaz bir stajyer alımımız var, ben üniversitede staj yaparken, kapı kapı dolaşıp kendime staj yeri bulamadım, o yüzden dedim ki mutlaka ki kapıma gelen her genç burada staj yapmalı dedim. Allah çok şükür ki, lise ve üniversiteden stajyerlerimiz var. Onların hayatlarına dokunmaya devam ediyoruz. Dün bir genç başladı mesela, ya ipek hanım Kıbrıs’ta staj bulmuştum, çok zorlanacaktım, evimde yoktu ne yapacaktım?” dedi, burada ne güzel başladı. Burası çok güzel öğreti yeri oldu, o yüzden sivil toplum hayatımın olmazsa olmazı, zaten benim sivil toplum hayatımdaki birleşmiş milletler kadın biriminde yaptığımız çalışmalar, Boğaziçi üniversitesi siyaset okulunda yaptığımız çalışmalar da aslında yine bir gönüllülük esası. Çünkü bu ortamda gençlerin düşüncelerini hür bir ortamda dile getirmelerini sağlamak, demokrasi ortamı yaratmak için bizlerde taşın altına elimizi koymak için uğraş vermeliyiz, bu da bir gönüllülük esası. O konudaki çalışmalarla gençleri destekleyen güzel işler olduğunu düşünüyorum.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Biraz da yerel yönetimlerden konuşalım mı? Defne de yaşayan bir insansınız, oradan başlamak istiyorum sonra konuyu büyükşehire de getireceğim. Nasıl görüyorsunuz bir Defneli olarak bu dönem bizi yöneten bir ekip var, sosyal medyadan da artık bütün Türkiye takip ediyor, sürekli eleştirilen, sürekli yeterli hizmet almamaktan yakınan, kısmen bunu Büyükşehir e yoran, kısmen Defnedeki yöneticilerin beceriksizliği olarak görüyorlar. Önce defne siyasetinden başlayalım, orada yaşayan bir vatandaş olarak, bu konudaki gözlemleriniz neler?
İPEK ASLAN:
Ben bir Defneliyim, Defneli olmaktan, defne de yaşamaktan çok mutluyum. Bence defne de bir analiz yapılsa herhalde Defnedeki eğitim seviyesinin yüksekliği, ailelerin medeniyete bakış açısının çok farklı olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla defne de yaşamaktan dolayı altını çizerek söylüyorum çok mutluyum, iyi ki de defneliyim. Ama işte ah o Defne var ya, dünyaya rol model olabilecek bir ilçe olması gerekirken, geldiğimiz bu noktada niye böyle, ben de zaman zaman soruyorum. İme kızıyorum, neye kızıyorum ben de bilmiyorum. Geçen sene çok güzel bir yarışma vardı bizim siyaset okulunun dediler ki bir makale yayınlayacağız, dayanışmaya örnek verin dediler. Ben örnek olarak adak kültürümüzü verdim. Adak kültüründeki hırisi yapımında, diğer yemeklerde konu komşuyu çağırıp aynı sofrada birlikte yeme kültürünü, neden adak yaptığımızı anlattım. O kadar güzel bir kültürümüz var ki aslında, her şey sandıkta başlar sandıkta biter. Seçmen olarak, bence akıllı olmamız lazım. Sonuçta bir aday çıktı, oy verip vermemek kişinin kendi elinde. Eğer oy veriyorsan kime niçin verdiğini sorgulaman lazım. Çünkü görünen bir şey sonradan kılavuz istemez. Dolayısıyla ben bir seçmen olarak oyumu hakkaniyetli verdiğimin sonucunu alıyorum şu an. O yüzden konuşmuyorum, ileriki süreçte her şeyin daha iyi olacağını düşünüyorum. Ben sosyal medyada kahramanlığın show olduğunu düşünüyorum.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Oradaki denklemi yeterli buluyor musunuz bulmuyor musunuz?
İPEK ASLAN
: Defne ilçesinde yapılan faaliyetleri asla yeterli bulmuyorum. Defne çok daha iyi şeyleri hak ediyor, yapılan işlere olumlu geri dönüş yapacak bir halk var, bence o halkın medeniyetini, zekâsını iyi değerlendirmek lazım.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Peki daha makro bir soru sorayım, büyükşehrin faaliyetleri ile ilgili olumlu-olumsuz düşünceleriniz nedir? Şimdi eleştiriler var, çok yoğun alkışlar var, yapılan işler var, tırnak içinde halka göre eksik yapılan işler var. Siz işin içinde biri olarak gözlemlerinizi paylaşmak isterseniz, ne söylersiniz okuyucularımıza?
İPEK ASLAN:
Ben bu soruyu halk olarak değerlendirmek istiyorum, baktığımız zaman hiç kolay bir şehirde yaşamıyoruz. Az önce bahsettiğim medeniyetlere ev sahipliği yapmış Hatay’ın aslında çok zor handikapları da var. Bizim içinde ne olduğunu bilemeyeceğimiz konjonktürler var. Elbette ki Suriye ile yaşanılan olaylarda büyük zarar gördük. Hatay halkı orası ile müthiş hacimli bir ticaret gerçekleştirirken geldiğimiz noktada bütün zararlar bize kaldı, hala da o zararlar devam ediyor. Başlı başına bir mahalle bizim etkimizden çıkmış ve onların etki alanına girmiş durumda. Yaşantıları bizi müthiş etkiledi, bir vatandaşımızı işe almak isterken, ucuz iş gücü olan Suriyeliler devreye girdi. Dolayısıyla hiç göründüğü gibi değil. Baktığımız zamanda müthiş bir emek var, çaba var ve ben sayın başkanımızın hizmet için burada olduğunu biliyorum, hizmet için uyumadığını biliyorum. Ben gastronomi evinden onun yaptığı çalışmaları içinde olduğum için daha net görebiliyorum. Zaman zaman benim ekip yorulur ama başkan yorulmuyor. Baktığınız zaman büyükşehir belediye başkanlığı sadece yol kaldırım değil vizyon işidir. Bu nedir? Dünya fuarlarını, festivallerini buraya getirmektir. Şimdi baktığınızda EXPO 2021 fuarı Hatay’a verildi, Gastronomi Şehri Unvanını Gaziantep’ten sonra Hatay aldı, Hatay Spor şu an Türkiye’de inanılmaz bir dalgalanma yaşattı. Hayatında spor ile ilgilenmeyen belediye başkanları şimdi birer takımı yanlarına almaya başladılar. Kah bakıyorsun ki o belediye başkanı onun maçında. Çünkü vizyon işi bunu önde görüp şehre kazandırdıktan sonra diğer belediye başkanları takip ediyorsa bu iyi iş yaptığının iyi hizmet yaptığının anlamıdır. Çünkü temel ihtiyaçlar yapılıyor onun yanında da bu şehirevizyon gerektiren işleri de Lütfü Başkan yapıyor. Ben zaten bu bağlamda çok güzel bir yere getirdiniz, bunu söylemek istiyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili inanılmaz isimler var biliyorsunuz, benim gönlümde yatan Hataylı bir Cumhurbaşkanı olmasıdır. Biliyorsunuz Acun Ilıcalının yaptığı televizyon programı ve yarışmalarında iki finalistten biri Rizeliyse bütün Karadenizliler kenetlenir, kol kola girer, haydi bismillah der ve o Rizeliyi şampiyon yaparlar. Ben bu bağlamda Hatay’dan, Kayseri’den, İzmir’den, Manisa’dan, İstanbul’dan, Malatya’dan Cumhurbaşkanı çıkmışken, Hataylı Cumhurbaşkanı da bizi Ankara’da tüm Türkiye’de temsil etmesinin gururlandıracağını düşünüyorum. Bu yüzden benim Cumhurbaşkanı adayım Hataylı Lütfü Savaştır. Bu konuda bütün hemşerilerimize diyorum ki, gün kenetlenme, dayanışma günü, olaylara sadece dayanışma açısından bakarsak bence Hatay adına çok güzel işler olacağını düşünüyorum.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Lütfü Başkanın böyle bir ideali, “neden olmasın” vs. gibi bir planı, fikri, görüşü var mı?
İPEK ASLAN:
Samimiyetle söylüyorum hiç bilmiyorum, benim gönlümde yatan gerçekten bu. Hataylı cumhurbaşkanı olabileceği ve bu kişinin Lütfü Savaş olabilmesini istiyorum. Çünkü 2 seneden fazladır neredeyse günün 10 saatini onlarla geçiriyorum. Ne mantalitede olduklarını, hangi hizmet anlayışı içinde olduklarını çok iyi görüyorum. Onlarla yol almadan önce böyle bir düşüncemin oluşması belki zaman alırdı şu an çok netim. Halkı bilen, halkın nabzını anlayan ve her siyasi partinin halkını iyi anlayabilen Türkiye’de başka yoktur böyle bir lider. O yüzden Türkiye çok kozmopolit bir ülke, her halktan insanı anlamak gerçekten büyük bir yetenektir. Ben bu bağlamda Hataylı cumhurbaşkanı olarak Lütfü Savaşı görüyorum.
GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Lütfü Başkan dışında bir de Nazan Savaş realitesi var bu şehirde. Birçok büyükşehir başkanı var, eşleri var vs. ama herhangi bir siyasi etiketi olmadığı halde bir şehirde bu kadar bilinmek, bu kadar sevilmek, bu kadar vizyoner olmak ta sanırım birçok şehirde yok. Ben mesela Nazan Hanım ı hiç tanımam ama sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla da tanımamam rağmen gerçekten bir sempatim var. Bu arada aranızın çok iyi olduğunu biliyorum, bunu görüyorum, Nazan hoca ile ilgili bize ne söylemek istersiniz?
İPEK ASLAN:
Nazan hanım benim akıl hocamdır bu yüzden mutluyum ve gururluyumdur. Muhteşem bir anne, muhteşem bir eş, gerçek bir Atatürkçü, sosyal demokrat, inanılmaz şefkatli bir kadın. Geçen gün biz Kaburgacı Yaşar usta ile bir etkinlik yaptık, tepsi kebabını tadımlıyorlar, bütün garson arkadaşlar gelebilir mi dedi ve hepsine birer lokma verdi. Olmaz, siz bizim evlatlarımızsınız dedi. O an ben gizlice kayıt aldım çünkü benim için çok önemli bu duygular. Kamera önü – kamera arkası değil, kadın gerçekten Hatay için bir şans. Bir Hataylıdan daha çok Hataylı, öyle bir sahiplenmiş ki, ben Hatay’ı ondan dinliyorum daha çok, Hatay’ın yemeğini, Hatay’ın kültürünü, Hatay’ın insanını. Zaten bu ev onun yansıması, onu da bana iyi empoze etti. Ben Hatay’ı onunla daha iyi öğrendim. Çünkü akıllı bir kadın, bir profesör olması dolayısıyla çoğu olaylarda çok hakkaniyetli biridir. Dün üniversitede bir hocamız bana dedi ki, “ego donanımla ters orantılıdır” dedi. Bayıldım bu söze, “Bak Nazan hanıma dedi, kadın nasıl mütevazı, Hatay’da onun gibi mütevazı biri yok. Niye? Çünkü kadın donanımlı, donanımı olmayan insanda ego olur” dedi. Çok beğenmiştim bu sözleri, o kadar doğru ki, ben de hemen kafamda süzgeçten geçirdim söylediklerini, çok doğru geldi bana da. Bunların Lütfü Başkana bir etkisi yok mu? Muhteşem bir doğru orantısı var Lütfü Başkana. Lütfü Başkan da bunu çok iyi bilir, bu hayatta Nazan Hanım benim önemli yol göstericimdir der, her zaman saygı ve nezaketle ondan bahseder. Onların ilişkilerinin bizlere de pozitif yansıdığını düşünüyorum. Nazan Hanım Hatay için gerçekten çok güzel bir şanstır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.