Site Rengi

DOLAR 8,4047
EURO 10,1808
ALTIN 507,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 29°C
Parçalı Bulutlu
Hatay
29°C
Parçalı Bulutlu
Pts 29°C
Sal 27°C
Çar 28°C
Per 26°C

HATAY’DAN DÜNYAYA AÇILAN DEV BİR BAŞARI HİKAYESİ

19.05.2021
114
A+
A-

“Ultra maratona katıldığında sadece ilk 20-30 kilometreden keyif alıyorsun. Geri kalan bütün mesafe eziyet ve pişmanlıklarla dolu geçiyor. Özellikle sonlara doğru! “Bir daha katılmayacağım” diye binlerce kez tövbe ettim.” diyen ama Uzun yolculuklar atılan ilk adımlarla başlar ve ne kadar yapar ne kadar ileri gidersen o kadar olursun cümlelerinin de sonuna kadar hakkını veren bir sporcu Faruk KAR.
Çarşamba konuşmalarında bu haftaki konuğum Faruk Kar aynı zamanda Uluslararası Ultra Maraton ve Macera Yarışçısı, Salomon Türkiye atleti ve antrenörü, Yarış Organizatörü, Team Kronos Kurucu ortağı ve direktörüdür.

Konuşmak Üzere…

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Faruk Hocam Koşmaya okul çağlarında, yaşadığınız yer olan Antakya- Samandağ –Yeşil Yazı köyü dağlarda başlamışsınız. Bize biraz bu süreci anlatır mısınız?
FARUK KAR: Ben Samandağ Yeşilyazı köyünde doğdum. İlkokulu köy okulunda okudum daha sonra ortaokul için Antakya ya geldim. Koşu hikâyem daha çok köyle şehir arasında gidip gelerek başladı. Ayrıca abim de koşucuydu ve evde çeşitli madalyaları vardı. Ben de onun gibi koşmaya hevesleniyordum. Köy ile Samandağ arasında 8 kilometrelik mesafe vardı bazen çıplak ayak ya da bulduğum lastik ayakkabılarla koşarak katediyordum. Mesela evde ekmeğe ihtiyaç olsa ben, 8 gidiş 8 dönüş olmak üzere toplamda 16 kilometre, şehirle köy arasında koşmuş oluyordum. Bu bilinçsizce gerçekleştirdiğim bir şeydi ama yine de koşmak hoşuma gidiyordu. Bazen mesafeyi denize kadar bazen Çevlik ‘e kadar uzatırdım farkına varmadan günde 30/35 km koşardım. Köyde ortaokul olmadığından ailem bana ve abime tek gözlü bir oda tutmuş böylelikle şehir hayatımız başlamıştı. Ortaokul yıllarımda beni fark eden beden eğitimi öğretmenimizin yönlendirmesiyle yarışlara katılmaya başladım. O yarışlarda birincilikler elde ettim. Daha sonra Antakya Lisesi atletizm takımına girdim. Hem okul hem iş hem antrenman hayatım yoğun bir şekilde başlamıştı. O dönemde atletizm antrenörüm Mecit Ölçer’in desteğiyle Hatay’daki yarışlara katılmaya, il birincilikleri almaya devam ettim ve spor akademisine katılma düşüncem oluştu. Marmara Üniversitesi Spor Akademisi sınavlarında 4 bin 600 kişi arasında ilk 100 içinde yer alarak akademiye girdim. Hayat şartları nedeniyle çalışmaya devam ettim: Yüzme eğitmenliği ve masörlük yaptım, yaz okullarında çalıştım… Mezun olduğumda atamam gerçekleşti ve beden eğitimi öğretmeni oldum. Akademiye de işime de koşarak gidip geliyordum. Kartal’dan Anadolu Hisarı’na koşuyordum…


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Peki hocam Macera Yarışı tam olarak Nedir?
FARUK KAR: Macera yarışı, tipik olarak, iki saatten iki haftaya kadar uzanan işaretlenmemiş bir vahşi doğa parkurunda navigasyonu içeren çok disiplinli bir takım sporudur. Genelde 4 kişiden oluşur, takımda en az bir kadın olma zorunluğu vardır. Yarışlar stoplu veya stopsuz olarak yapılabilmektedir. Parkurlar o coğrafyaya özgü planlanan yarışlardır

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Ultra Maraton Nedir ?
FARUK KAR: Maraton mesafesi 42,195 m den daha uzun olan koşulara ultra maraton ismi verilmektedir. Ultra maratonlar pistlerde, yollarda, toprak pistlerde daha çok dağların patikalarında koşulur. Bazıları salt dayanıklılık sınamalarıyken bazıları da farklı zorluklar içerir yükseklik gibi.


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Ultra maraton ve macera yarışlarına katılmaya nasıl karar verdiniz?
FARUK KAR:
Üniversitede tanıştığım Bakiye Duran ultra maratonlara katılıyordu. Ultra maratonu, neler yaptıklarını sık sık sohbet ediyorduk bende köyde iken kendi kendime dağlarda ultra maratonu koştuğumu fark ettim yani ben yıllardır bunu yapıyormuşum. Tabi o yıllarda maddi olanağım olmadığı için yurt dışına çıkıp yarışlara katılamadım. Daha sonra benimle aynı üniversite de olan Utkuer Yaşar’la tanıştım ve onun teşvikiyle DASK Dağ Aşma Maratonu’na katıldık. O sıralarda şu anda Team Tuareg Türk’ün diğer üyesi olan Ali Rıza Bilal macera yarışları düzenliyordu. Utkuer ile birlikte, Salomon sponsorluğunda, takım olarak bu yarışa katıldık. Daha sonra Ali Rıza’dan macera yarışları için bir takım yaratma fikri çıktı. Ali Rıza, Utkuer, Bakiye ve benim dâhil olduğum bir takım oluşturduk.
Böylece Team Tuareg Türk oluşmuş oldu. İlk yarışımızda Fransa’ya gittik. Kanada’daki Dünya Şampiyonası’na katıldık. 2008 yılında 14 takımın davet edildiği Patagonia Expedition Race’te dünya üçüncüsü olduk. Abu Dabi’deki 650 kilometrelik macera yarışına davet edildik, orada da “Yılın Çaylağı” seçildik. Moğolistan, Çin, Yunanistan gibi birçok ülke gezdik. Buradan da yeri gelmişken takımın kurulmasına vesile olan Ali Rıza Bilal’e teşekkürlerimi iletmek istiyorum.


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Ultra maraton 40 km. üzeri mesafelerde koşuluyor dediniz insan araçla bile üşenir bu mesafeyi geçerken koşarken bıktığınız, sıkıldığınız anlar olmuyor mu?

FARUK KAR: Ultra maratona katıldığında sadece ilk 20-30 kilometreden keyif alıyorsun. Geri kalan bütün mesafe eziyet ve pişmanlıklarla dolu geçiyor. Özellikle sonlara doğru! “Bir daha katılmayacağım” diye binlerce kez tövbe ettim. Kaslarınız bırakmanızı söylüyor, beyninizle onlara hükmetmeye çalışıyorsunuz. 3 bin metre yukarı çıkıp, aşağı iniyorsunuz. Yukarısı soğuk, belki karlı ama aşağısı sıcak. Vücut sürekli bunlara maruz kalıyor ve bir süre sonra pes etmeye başlıyorsunuz. Her seferinde bir sonraki yarışta daha alt kategoride koşmaya karar veriyorum ama bir bakıyorum yine en uzun mesafe için kayıt olmuşum! Böyle bir bağımlılığı var…


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Bu koşu merakına aileniz ne diyor?
FARUK KAR: Kalabalık bir ailenin en küçük çocuğu ve haliyle en haylaz çocuğuydum. Annem ve babam bir kaç kere köyün şeyhine götürerek bu durumu çözmek istemiş şeyh de “ Bu çocuğun içine şeytan girmiş” diyerek üzerimde bir sürü manipülasyonlar yaparak muskalarla durumu çözmeye çalışıp türbeye adaklar adamışlar. İlkokul hayatım boyunca her gün okuldan kaçarak belki de koşunun temelini orda atmış oldum. Anne ve babam bu meraklarımın farkına varınca, bunun bir meslek olmayacağını düşündüklerinden kendilerince haklı olarak koşmamı istemiyorlardı. 90 lı yıllarda köyümde kısa şort ve taytla koşuyordum ve insanlar bu durumu garipsiyorlardı hatta köyüme komşu olan belde olan Sutaşı’ndan erken saatlerde geçmeyi tercih ederdim. Daha sonra bu benim işim olduğunu gördükçe ve koştuğum mesafeleri duydukça esnaf bana alışmış yollarda takdir almaya başlamıştım. Herkese ‘Sabahılhayır’ (Arapçada günaydın) diyerek kalpleri fethediyordum.
Türkiye’de şöyle bir düşünce tarzı var: Eğer bir işten para kazanmıyorsan anlamsız bir şey yapıyorsunuz demektir. Sokakta 10 kişiyi çevirin 8 tanesi bunu söyleyecektir. “Neden koşuyorsun? Neden buna vakit harcıyorsun?” Bu gibi soruları çok duyduk ama en azından zaman içinde güzel bir topluluk oluşturduk, en azından onlara neden koştuğumuzu açıklamak zorunda kalmıyoruz.


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Ultra maraton veya macera yarışında başarı elde edenler için ne gibi ödüller var?
FARUK KAR: Ultra maratonların hiçbirinde para ödülü yok. Çünkü biz bunu başkaları için değil kendimiz için yapıyoruz. Bitirme ödülü olarak bir tane madalya alırsınız, hepsi bu. Macera yarışında da durum aynı. Patagonya’da dünya üçüncüsü olduk ve bize ahşaptan yapılmış madalyalar verdiler. Aslında bunun yanında çok şey, bir hayat hikâyesi verdiler. Şimdi başlasam 3 gün boyunca o yarışla ilgili hikâye anlatabilirim size. Yarış sırasında binlerce kere hayatı sorguluyorsunuz, aklınıza sevdikleriniz geliyor, zorluk yaşadıkça hayatı daha çok seviyorsunuz. Böyle güçlükler sizi özünüze döndürüyor bir anlamda. Onun için yarışlar çok şey katıyor bize.


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Patagonya’ da dünya üçüncüsü olduğunuz macera yarışı nasıl bir tecrübeydi?
FARUK KAR:
O yarış benim hayatımı değiştirdi. Yarış o kadar zorlu geçti ki “Bu saatten sonra kimse bana spor yaptıramaz, artık keyif üzerine bir hayat yaşayacağım. Burada jübilemi yapıyorum” diyerek spora tövbe ettim. Neredeyse takımdaki herkes aynı şeyi söylemişti. Düşünün 52 saat boyunca uyumadık, artık halüsinasyon görmeye başlamıştım! 
Yarıştaki hakem noktalarında daha önce organizasyona vermiş olduğumuz çantalar var. Onların içinde de; kuru kıyafetler ve yiyecekler var. Ayrıca orada oturup dinleneceğiz, o yüzden hakem görmek istiyordum! Uzağa bakıp “Hakemler orada” diyorum, gidip bakıyoruz iki tane ağaç kütüğü! Helikopter olarak gördüğüm şey ise büyük bir ağaç çıkmıştı ve buna benzer birçok olay daha yaşamıştık takım olarak.


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Katıldığınız en zor macera yarışı Patagonya. Peki, en zor ultra maraton?
FARUK KAR: Mount Blanc’da gerçekleşen Sur les Traces des Ducs de Savoie (TDS) isimli 120 kilometrelik yarış. 1270 kişinin katıldığı yarışı sakatlığıma rağmen ilk 50 içinde bitirmiştim. Bu şu ana kadar Türk sporcuların gerçekleştirdiği en iyi derece. Yükselti farkları ve hiç durmadan koşmak zorunda olmak gerçekten çok zordu. 2012 de 240 km koştuğum ve birinci olduğum Likya Ultra Maratonu da çok zorluydu.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Macera yarışlarında ve Ultra Maratonlarda sizi en çok zorlayan faktörler neler?
FARUK KAR: Mesafenin gözümde büyümesi. Yarışların başında “Bu kadar mesafeyi nasıl gideceğiz?” diye düşünüyorsun. Mesafeyi şimdi burada otururken düşünmek başka, yarışın içindeki yorgunlukla düşünmek başka. Hiç “Çok keyif aldım” dediğiniz bir yarış olmuyor. Bunu her zaman söylüyorum, ben yarışırken hiç keyif almıyorum çünkü eziyet çekiyorum! “Keyif almadığınız bir şeyi neden yapıyorsunuz?” diye sorarsanız bu işin keyfi yarış sonrasında çıkıyor. Yarış bittiği an dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz, bir hikâyeniz oluyor. Tabii bir de saatlerce yemek yiyorsunuz, bunun bir Antakyalı için ne anlama geldiğini tüm Antakyalılar iyi bilirler! Biriyle oturunca anlatacak bir şeyiniz yoksa yaşamıyorsunuz demektir. İşte bu hayata dokunmak demek, ben hayata böyle bakıyorum.


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Yarışlar sırasında başınıza gelen en unutulmaz olay nedir?

FARUK KAR: Patagonya’ daki yarışta, uçurum kenarında bisikletle giderken önümdeki Bakiye Duran’ın düz bir şekilde boşluğa doğru ilerlediğini gördüm. Hemen bisikletimle Bakiye’nin bisikletinin arka tekerleğine vurdum ve onu yere düşürdüm. Nereye gittiğini sordum “Nereye gidiyordum, uyumuşum” dedi! Patagonya başından sonuna kadar ayrı bir hikâye. Küçükken korsan gemilerini çok merak ederdim. Patagonya’ da yarış bitiminde bizi organizasyonun ayarlamış olduğu bir korsan gemisi karşıladı. Ancak hava şartlarından dolayı bir yerden sonra gemi gidememeye başladı ve denizden bir denizaltı çıktı! Bizi oraya aktardılar. Bitiş çizgisinden, başlangıç noktasına geri dönmemiz 30 saat sürdü. Denizaltı içinde kutuplarda ki buzullar arasından kıvrıla kıvrıla geri döndük. Harika bir duyguydu…


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Koşmayı Nasıl Tanımlarsınız.
FARUK KAR: Koşmak hayatın ta kendisi bence bunu günlerce anlatabilirim. Günümüzde insanların en büyük psikolojik sorunu ne yapacaklarını bilmemeleri bence. Az para kazanıyorlar mutsuzlar çok kazanıyorlar yine de mutsuzlar dolayısıyla insan hayatına bir amaç yüklediği zaman anlam kazanmıyor, çalışarak yaşam şartlarını yükseltebiliyorlar ancak onları finanse etmek için daha çok kazanmak gerekiyor bu döngünün içinde kaybolup gidiyorlar.
İnsanın işinin dışında hayatında ilgilendiği başka alanlar da olması gerekiyor. Kişisinin kendini bulmasını, sağlıklı düşünmesini mutlu olmasını sağlayan bu alanlardır aslında. Son yıllarda bu konuda ülkemizde büyük gelişmeler var.


GAZİ İSMAİLOĞULLARI: Sporcu kimliğiniz dışında, organizatörsünüz ve spor organizasyonları düzenliyorsunuz, bu anlamda çocukluğuzun geçtiği bu coğrafya da proje düşünüyor musunuz?
FARUK KAR:
Kurucu ortağı olduğum Team Kronos ( adını antik Yunan mitolojisi’ nin Zaman Tanrısı “Chronos” dan almıştır) ekip; uzun yıllardır ülkemizde ve yurt dışındaki macera ve mesafe yarışlarında adından sıklıkla söz ettirmesinin yanı sıra birçok etkinliği bizzat organize ederek, doğa sporları ve gösteri dünyasına da damgasını vurmuş, kendi alanlarında profesyonel eğitimciler ve yöneticilerden oluşmaktadır.
Şimdiye kadar ülkemizin çeşitli coğrafyalarında yüzme, bisiklet, koşu gibi birçok doğa sporlarını içeren; yerel yönetim ve sponsorlarla desteklenen ulusal ve uluslararası organizasyonlar düzenledik.
Nihayet yıllar sonra çocukluğumun geçtiği, koştuğum yerlerde sevgili Hasret Yılmaz Kahleoğulları ve Cem Kahleoğulları vesilesiyle şimdi ki Samandağ Belediye Başkanı Refik Eryılmaz la yaptığımız görüşme sonucunda “Ultimate Selevkia” adıyla bir spor festivali yapmaya karar verdik. İçeriğinde Halk koşusu, yarı maraton, yüzme, yoga, plaj voleybolu ve çocukların katılabileceği etkinlikler yer almaktadır. Planladığımız bu etkinlik pandemi sebebiyle 2021 e ertelenmiştir.
Aslında uzun zamandır hayallerimden biri olan bu etkinliği organize ediyor olmak beni gururlandıyor ve mutlu ediyor. Günümüzde oldukça popüler olan doğa sporları medya aracılığı ile tüm dünyada milyonlarca hayran kitlesine ulaşmaktadır. Doğa sporlarının ülkemizin her yerinde yapılabilir hale gelmesi için Antakya Samandağ ı tarihiyle, kültürüyle tanıtımını yapmak, özellikle çocuklara ve gençlere yönelik eğitici etkinlikler düzenlemek, doğanın devamlılığının korunması ve doğa turizminin gelişmesine katkıda bulunmak amaçlarımız arasındadır.
Etkinliğimizin detaylı ayrıntılarını www.teamkronos.com internet adresinde bulabilirsiniz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.